9 Mayıs 2011 Pazartesi

Progressive Rock

60’larda Rock müziği etrafında bunlar yaşanırken, 1969 yazında Hyde Park’da Rolling Stones’un alt gurubu olarak herkesi müziği ile şaşırtan bir grup sahne aldı. Bu grup King Crimson’dı. Amaçları seyirciyi şaşırtmaktı ve bunu fazlası ile başardılar. Temelleri Michael Giles, Peter Giles ve Robert Fripp’in oluşturduğu Giles, Giles & Fripp grubuna dayanan King Crimson seyirciden aldığı olumlu tepki neticesinde kısa bir süre sonra Psychedelia’nın Progressive Rock’a enkarnasyonunun kabul edilen temel albümü olan “The Court of the Crimson King”i çıkardılar.

Her ne kadar son bir kaç senede gençlik Rock müzik üzerinden farklı fikirler doğuruyor olsada, yaratıcılığın bir okyanus olduğu o günlerde ilk büyük nehir King Crimson’dı. Albüm kaotik, sürreal  ve deneysel  bir atmosphere sahipti. Tek bir şarkı içinde bile birçok duyguyu veya tanımlamayı bulmak mümkündü.  Politik, nefret dolu, duygusal, deli, sakin, karanlık,depresif, estetik…eklektik…

Tüm bunların parça parça görüldüğü olmuştu ama tek bir kompozisyon içerisinde, üflemeliler eşliğinde bir concept, bir bütün olarak bu daha once hiç verilmemişti. 60’ların2.  yarısından itibaren gelişen müzik artık farklı bir konuma geldi ve bunun etkileri tüm dünyada görülmeye başladı.

Progressive Rock’ın farklı tanımları mevcuttur. Ancak verilecek en uygun tanım: farklı müzikal kültürlerin (özellikle Jazz, Folk/Etnik, Klasik) Rock temelinde bir araya gelmesi ve yorumlanması ile klasik Rock kalıplarının dışına çıkan yeni, yaratıcı ve deneysel bir müziktir. Tüm bunların yanında bu grupların veya müziğin bazı ortak noktaları mevcuttur. Müzikte sanat ve estetik anlayışı mevcuttur. Pasajlar genelde uzundur; şarkı içerisinde şarkılar (fikirler) mevcuttur, bu yüzden gel-gitler, iniş-çıkışlar oldukça fazladır. Emprovizasyon oldukça yoğundur; müzik ön planda olduğundan şarkılar içerisinde vokale ihtiyaç duyulduğu vakit genelde bu işi aralarında en iyi sese sahip olan yapar, yani extra bir vokalist genelde yoktur.  Klasik Rock enstrümanları dışında hammond org , sitar, flüt, keman, saksafon, mellotron…vs. kullanılmıştır. İlham kaynakları arasında Stravinsky… (klasik müzik) ve Coltrane… (jazz) gibi farklı müzik ekollerinden isimlerde mevcuttur.
Müziği anlatmak zordur; Hele bu müzik Progressive Rock ise bu iş daha da zor. Özgürlüğü açıklamak ne kadar zor ise müziği açıklamak ta o kadar zordur. Çünkü özgürlük kişiye göre değişen veya algılanan bir kavramdır. 60 ve 70’lerin müziğinin tüm dünyaya hatta gruplara olan etkisi farklılıklar gözetmiştir. Kimi gruplar Jazz kökeniden gelmekte Jazz ve Rock (Fusion)müziğin ışığında müzik yapmakta, kimileri kendi etnik, yöresel müziklerini Rock müzik ile birleştirmektedir. (Buna bizdeki en yakın örnek Moğollar’dır.) Gruplar aynı kuşağın gençleri olsada etkilenimleri birbirlerinden farklı oldu. Daha öncede yazdığım gibi birçok grubun, ülkenin  farklı “yaşanmışlıkları” vardı. İngiliz Comus ile Alman Frumpy’nin müzikleri, dönemsel olarak aynı havuzda dursalar da müzikal anlamda birbirlerinden oldukça farklıydılar. Tüm bu farklı fikirler, yorumlar, yaşanmışlıklar, etkilenmeler… beraberinde “Janra” kavramını Progressive Rock’a mecburen getirdi.

Ancak Janra’larda bazen grupları tanımlama açısından kafa karıştırıcı olmaktadır. Bunun nedeni grupların bir çoğu müzikal kariyerlerinde, albümlerinde hatta aynı şarkı içerinde bile müziklerinde ciddi farklılıklar göstermeleridir. Bu da birçok grubu birkaç janra ile açıklama gereğini doğurdu.  Buna en iyi örnek Pink Floyd’dur. Genelde Space Rock olarak adlandırılsalar da kariyerlerinde, Psychedelic Rock, Senfonik Rock’a uyan albümler mevcuttur.

En iyisi işe Janra’ların tanımları, nasıl çıktıkları, öncü grupları, önemli albümleri…vs. ile başlamak. Böylece albüm yorumlarına geçtiğimde müziği anlatmak biraz daha kolay olacak…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme