20 Nisan 2011 Çarşamba

70'lerin İskandinav Müziğine Bir bakış

Şu iskandinavlara değinmeden geçmek olmaz. 70’leri doyasıya hissetmiş, bir Avrupa kültürü yaratmış, müzik zevki olan bir diyar. Hani bu birkaçının biraraya geldiği ve buradan bir kuvvetle “biz beraberiz” diyerek vücuda getirilen toplama bir müzik anlayışı değil. Tek tek hepsi aslanlar gibi müzik yapmış, progressive rock’ın her kültürüne dokunmuş, müzikalitesi oldukça yüksek ülkeler…

Bir tanıdığımın başına gelen bir olay: Rusya’ya uçarken uçakta Rus bir boksör ile karşılaşıyor ve adamın dünya şampiyonu olduğunu öğreniyor. Adam devletin ilgisizliğinden oldukça şikayetçiymiş.  Başka bir ülkeye göç etmeyi, ve onların adına dövüşmeyi istiyormuş. Düşünsenize biz bir dünya şampiyonu çıkarmak için neler yapıyoruz. Helikopterlerle Naim Süleymanoğlu’nu Taksim’e indirdik. Uzun mesafe koşucularımızı görenler Fransa gibi Türkiye’de de zencilerin yaşadığına inanır.

Adamın şansıda şansızlığıda Rus olmak. Küçük yaşta yeteneği ve eğilimi ölçüsünde doğru spora yönlendirilmesi bir şansken, sahilde kum kadar şampiyon çıkarmış bir ülkede de değerinin bilinmemesi şansızlığı…

70’lerde bazı ülkeler çok sayıda grup çıkardı. Bunun en önemli nedenleri ülkenin ekonomik-sosyal durumu ve toplumun, özellikle gençlerin bunu alıgılama boyutu…. Bu yüzdendir ki bazı ülkeler 70’lerde baya kısır kalmışlar. Romanya’da Phoenix’i ve Sfinx’i, Rusya’dan Arsenal’i,Visokosnoe Leto’yu, Ukrayna’dan Kobza’yı çıkarınca bu büyük yüz ölçümlü ülkelerde neredeyse hiçbir şey yok. Bu yüzdendir ki, Romanya’da Phoenix’in tüm şarkıları ülke genelinde marş misali söylenir. Başka bir örnek te Ermenilerin o döneme ait bilinen tek göz ağrısının Zartong olması gibi…

İngiltere, Almanya, Amerika…vs. gibi ülkelerde de tam aksine sayısız grup kurulmuş, album çıkarma şansına sahip olmuş. İşte iskandinav ülkeleri de bu klasmanda tutulması gereken ülkeler arasında. Onlarda boksör çok. Özellikle İsveç. 

Sayısız grup ve kaliteli album yaratmış olan iskandinavlar 70’lerde müziği çok boyutlu ve çok uluslu icra ettiler. Bu durumun bizi ilgilendiren taraflarıda mevcuttur. Ünlü Fin grubu Piirpauke’nin Birgi Bühtüi (1972) albümünde 3 tane (Samsunun Evleri, Neden Benim Hiç Uzun Pipom Yok, Birgi Bühtüi) Türkçe şarkının Fusion tadında yorumu mevcuttur.  Albüm kapağında bile Türk halısı vardır. Başka bir örnekte Flasket Brinner’dır.  Okay Temiz’in de belli bir dönem dahil olduğu grup, yine fusion tadında bizim ezgilerimize de yer verir (Turkish Lullaby…vb.). Unutulan ama Türk müzik tarihinin en büyük seslerinden biri olarak gördüğüm Tayfun Karatekin yine İsveç’li Stardust International grubunun vokalistliğini üstlenmiştir. Kendi bestesi olan “iki çift laf” hem grubun albümünde hem de single olarak Türkiye’de çıkmıştır.

Kraut Alman’ların, Italian Symphonic İtalyan’ların, Zeuhl Fransızların (aslında sadece Magma’nın) progressive müziğe getirdikleri farklı yorumlardır. Belki İskandınavların bir janra için bu kadar bariz fark yaratan müzikleri yok ama müziği/türleri oldukça başarılı ve kendilerine özgü hatta türlerin önde gelen birçok grubundan bile daha iyi yorumladıkları bir gerçek. Bu kültür bu ülkelerde hala devam etmektedir. Her ülkenin sahip olamayacağı müzikal kültüre sahip bu diyar ayrı bir başlıkta incelenmelidir. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme