27 Mart 2013 Çarşamba

İlginç Hikayeler - 2 (Rod Evans)


Rod Evans ismi  pek çoğu için ilk başta pek birşey ifade etmeyebilir ama kendisinin Deep Purple’ın ilk vokalisti olması ve büyük bir skandalın merkezinde konumlanması onu hakkında konuşulması gereken biri yapar.

Aslında Rod Evans için herşey çok güzel başlamıştı. Kariyerine 60’ların başında çeşitli gruplarda vokalistlik yaparak start vermişti. Bunların arasında en önemlisi Ian Pace’in de dahil olduğu “The Maze” adlı gruptur. Düzgün fiziği ile aynı zamanda modellik yapan Evans, 1968’de kurulan ve ismi tarihe Mark 1 kadrosu diye geçen ilk Deep Purple oluşumunda yerini aldı. Evans ve Paice ikilisinin gruba katılmasında esas odak nokta Evans’tı. Hatta Paice’ın Deep Purple’a (eski adıyla Roundabout) gelmesinde aracı olan kendisi olmuştu. 

Sırasıyla “Shades of Deep Purple”, “The Book of Taliesyn” ve “Deep Purple” albümlerinde yer aldı. Grubun ilk hiti olan “Hush” ı onun sesi ile tanıdık. Hush Amreika’da top 40’ta 4. Sıraya kadar yükseldi. Bu başarıda Evans’ın etkisi oldukça büyüktü.
Ancak grup içinde değişim isteği ağır basmaya başladı. Bir tıkanmışlık vardı ve aşılması gerekiyordu. Kan değişimi lazımdı. Grup, müzikal anlamda biraz daha sertleşmek istiyor ve Evans’ın balad türü şarkılara uygun sesi bu değişim için yetersizdi. Bu süreçte tek kurban Evans değildi. 3. Albümden sonra Ian Paice, Ritchie Blackmore ve Jon Lord bir araya geldiler ve Rod Evans ile basist Nick  Simper’ın grubu daha ileriye götüremeyeceklerine karar verdiler ve yerlerine vokalist ve basist aramaya başladılar. Bu arada Evans’ın evlenmek üzere olduğu kız arkadaşının oldukça zengin bir aileye mesup olması ve yine Evans’ın aktör olma hevesi müziğe olan ilgisini zaten azaltmaya başlamıştı.

Sonunda Evans’ın grupla işi bitmişti. Pek hoş bir gidiş olmamıştı. 1971’de single çıkaran Evans, 1972’de “Captain Beyond”da boy gösterdi. İstenilen başarının gelmediği 2 albümden sonra uzun süre müzik piyasasından kayboldu, ta ki 1980 yılında çok enteresan bi olay ile gündeme gelene kadar.

Bir menajer 1980 yılında bir şekilde boşluktan yaralanıp “Deep Purple” grubunu Evans temelinde kurmaya kalktı. Kurdu!!!! da....Skandal, Evans’ın bu projede yer alması oldu. İsim hakkı onun değildi ve güvendiği menajerler bu sahtekarlığı Steppenwolf için de yapmaya çalışmış ama Jon Kay’in isim hakkını koruması ile başarıya ulaşamamışlardı.

Mayıs-Eylül 1980 arasında sahte Deep Purple Kuzey Amerika’da (Meksika, Amerika, Kanada) turnelere çıkmaya başladı. İş o kadar ilerledi ki Warner Bros. un ortağı olduğu Warner Curb firması ile albüm anlaşması yapıldı. Albüm çıkışı için planlanan tarih kasım 1980’di. Hatta 2-3 bestenin kaydı dahi yapıldı. Ama kaçınılmaz  son, albüm planlarını sonsuza dek engelledi. Gerçek Deep Purple, sahtesine dava açmıştı ve kazanması uzun sürmedi. Sahte Deep Purple’ın bütün faaliyetleri mahkeme kararı ile durduruldu. Tabi ki  ihale Rod Evans’a patladı. Çünkü grupta tek gerçek Deep Purple'lı olan oydu ve diğer grup elemanları kiralıktı. Bu dava sonucunda Evans 700.000 $’ yakın bir ceza aldı ve ilk üç Deep Purple albümünden olan tüm haklarını sonsuza kadar kaybetti.

Bu büyük skandaldan sonra Rod Evans bir daha asla müzik piyasasında görünmedi...

Not: Sahte Deep Purple’ın 1980 Meksika konserinde kaydedilmiş Smoke on The Water videosunu youtube’da bulabilirsiniz. “bogus deep Purple” diye aratmanız yeterli. Smoke on the Water, Evans Deep Purple’dan ayrıldıktan sonra, Ian Gillan’lı dönemde çıkan bir şarkıdır. Bu da ayrı bir ironi...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme