8 Haziran 2012 Cuma

Zorlamak


Bazen çoğumuzda popüler veya meşhur olandan kaçma vardır. Çok popüler oldu, herkes izledi diye bir filmi özellikle izlemezsin. Herkes konserine gidiyor diye sen belki sevsen bile özellikle gitmezsin. Herkes aynı ayakkabıdan alıyor diye sen almazsın, popüler bir mekan mı açıldı, sen hayatta gitmezsin. Hatta bunları yapanları  kendince aşağılarsın; sıra dışı görünürsün, böyle anılırsın. Göz önünde olmazsın. "Ben sizin gibi değilim..." 

Bazen de göz önünde olmaya çalışma, taktir edilme ve öne çıkma güdüleri vardır. Dikkat edin yaşlılara sorarsanız onların aileleri hep "bilmemkimlerden" gelir. Alakasız hikayeler anlatırlar aslında çok varlıklı olabilecekken "bir" nedenden dolayı olamadıkları ile ilgili. Sokakta mikrofonu görünce sıraya giren insanlar vardır, garip Tv programlara katılıp saçmalayanlar...Belkide bir şekilde popülerlik arayışıdır bu.

 Aynı ruh hali müzik zevkine de yansır. Herkes dinliyor, popüler diye müzik zevki oturtmaya çalışırız bünyeye. Yerine oturmayan ama zorlanmadan dolayı ucu eğilmiş bir puzzle parçası gibi. Veya farklı görünmek için daha niş bir kitleye hitap eden bir albüme, seviyormuş gibi ritm tutulur...Elit olabilme güdüsünün içsel tatmini için zorla Jazz veya klasik müzik dinlenmeye çalışılır. 

Bu zorlama işini ortaokulda bende yapmıştım. Çok kötüydü; birde gidip o kadar para vermiştim kasete. Albümün yarısına vardığımda kendi kendime ne halt ettiğimi soruyordum...kendime gıcık olmuştum, sanki kişiliğimi yitirmişim gibi geldi bana. Abartmıyorum, gerçekten böyle hissettim o gün...Bu olay bir müziği, grubu, albümü sevmemek değil. Sevmediğini bildiğin halde kendini dinlemeye zorlamak. Neyin ispatıysa...

Bunu yıllara yayan insanlar ile tanıştım. Söyleyemedim yüzlerine ama hep garip geldiler bana. Nasıl olabilir bu? Zorla bir müzik nasıl sevilebilir? Görücü usulü ile sevmediğin biri ile evlenmek gibi: "Yalan": seviyormuş gibi görünmek, "kaçamak" fırsat bulduğunda gizlice başka bir şey dinlemek...

Müzik insanı mutlu eder, hayal kurmanı sağlar, kanını hareketlendirir, sağlığına pozitif etkisi yaratır, huzurlu kılar, ruh halinden anlar, seni asla satmayan yakın dostun olur...

Önemli olan bu duyguları yaşayabiliyor olmak. nasıl olursa olsun...kim ne derse desin...hangi tarz hangi tür fark etmez...

 En kötüsü de bunları hiçbiri ile yaşayamayanlar. İşte o çok acı. Dünya nimetlerinden faydalanmayanların çilehanelerde ömür tüketmesi gibi...


Nietzsche ne demiş: “Eğer müzik akla ve duygununn üst katlarına seslenmemiş olsaydı ona sanat diyemezdik, onu basit gösteri danslarının estetik katına alırdık. Bütün sanatlar içinde yapısı gereği insan duygularını en çok avucu içine alan fiziksel olarak insanı büyüleme gücü en yüksek olan sanattır müzik.”






Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme