20 Haziran 2012 Çarşamba

Progressive Rock'ın Kadın Vokalistleri (Bölüm-1)


Geçen gün bir arkadaşımla sohbet ederken konu vokalistlerden açıldı. Tabi konumuz progressive rock olunca konuşulanlar 70’lerin vokalistleriydi. Evet progressive rock, müzik ağırlıklıdır ama iyi bir sese de kimse hayır demez. Hele bu ses bir kadına aitse...

Tüm rock camiasında erkek vokale daha sık rastlanır. Ama aynı camia da kadın vokalistin yeri her zaman ayrıdır. Daima daha fazla ilgi görmüşlerdir. Bunun birçok nedeni vardır:  Göreceli olarak Rock müziğin sert imajına ve yaşam tarzına kadınlardan çok erkeklerin daha uygun olması ve buna uyan bir kadın figürünün cazibesi , bunlardan biri olabilir. Neyse bu  ayrı bir konu...ne olursa olsun kadın vokalistlerin bıraktıkları etki oldukça sağlamdır. Kemik bir hayran kitlesine sahiptirler. Erkek dinleyenler için “ideal kadın”; kadın tarafı için özgürlüğün timsali  “rol model” olurlar. Popüler müziğin aksine Rock müzik dinleyenlerin seçiciliğinden midir bilmiyorum, kadın seslerin çoğunluğu çok “sağlam”  sese sahiptir.

Janis Joplin, Grace Slick... gibi 70’lerin öncü sesleri dışında da bu kadar ünlü olmamış ama çok güçlü sese sahip birçok kadın vokalist vardı. Özellikle Janis Joplin’in dünya müziğine bıraktığı etki öyle boyutlardaydı ki, her ülkeye bir “x ülkesinin Janis Joplin’i” tanımlaması geldi. Mesela Japonların “Carmen Maki” si. Progressive Kültürü derinliğine yaşamış olan Japonların en önemli kadın rock figürüydü. “Blues Creation” ve “Oz” ile çok güzel işlere imza attı. Özellikle “Carmen Maki & Oz” dönemi en polüler olduğu yıllardır. Bu birliktelikten çıkan “Tozasareta Machi” oldukça etkileyici ve taklit edilmesi zor bir şarkıdır. Maki’nin sesini tarif etmem gerekirse Ian gillan’ın dişi versiyonu diyebilirim. Ayrıca Carmen Maki birçok şarkısının da sözlerini yazmıştır.

Almanlara geldiğimizde örnek sayısı oldukça artmaktadır. Vaktinde Alman’ların en önemli Heavy Prog (Hard Rock) gruplarından olan “Frumpy” ve “Atlantis” in vokalisti, 70’lerin başında Almanların en iyi sesi seçilen “Inga Rumpf” tan söze başlamamız gerekir. Sigara ve alkolden harap olmuş, kendine has harika sesinin belki de başka bir örneği yoktur. Frumpy’yi kurmadan önce Dietmar Krause (sonradan Henry Cow’un vokalisti olan) ile “I.D. Company” adı altında bir albüm yapmışlardır. Albümün bir yüzünü Krause, öbür yüzünü Rumpf seslendirmiştir. Albümde Inga Rumpf tarafında ki “Bum Bum” dikkat çekmektedir. Özellikle Frumpy, karyerinin üst noktası olarak kabul edilir. Sözlerini yazdığı  “Take Care of Illusion” tüm Rock severlerin bilmesi gereken bir Frumpy şarkısıdır. Bildiğim kadarı ile hala aktif hala o yırtık sesi ile hala milleti büyülemektedir.

Daha önce de Hölderlin’i anlatırken değindiğim “Nanny de Ruig”, müzikal kariyeri tek bir albümle sınırlı olsa da yaptığı iş bugünlere taşınmış ve 70’lerin Alman müzik kültüründe hatırı sayılır bir yere sahip olmuştur . Yumuşak tonda ki sesi, Alman dilinin sertliğini bastırmakta ve grubun ilk albümde ki başarılı müziği başarılı bir biçimde tamamlamıştır. Özellikle “Requiem für einen wicht” grubun kariyerinde ki en önemli şarkılardan biridir.

Krautrock ekolünün en önemli gruplarından biri olan Amon Düül 2’nin vokalisti “Renata Knaup” dönemin en önemli isimlerinden biriydi. Grubun en önemli albümlerinde hep o vardı. Grup, onun 1975 yılında ayrılıp yine dönemin ekol gruplarından biri olan Popol Vuh’a katılmasıyla ivme kaybetmiştir.  Sesini çok farklı tonlarda kullanabilmektedir.Grubun kraut, psychedelic ve deneysel kimliğini oldukça iyi yansıtmıştır.

Bu yazı çok uzayacak...Sanırım burada kesmek, sonra “bölüm -2” olarak devam etmek daha doğru olacak....

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme